bir sunum: konu hedeflerdi, ama aslında herkes kendi duvarına çarptı
bu sözler, sabaha kadar hazırladığım sunumun başlangıcıydı.
bugün bir sunumum vardı. toplantı salonuna erken gittim, kimse yoktu. hiçbir şey hazır değildi. mutfağa gittim, bolca kahve hazırlamak istedim.. kahve de yok. markete gittim. kahve ve atıştırmalıklar aldım. içtiğim sigaranın uzununu bulunca garip bir şekilde sevindim, onu da aldım. döndüm. kahveyi demledim, atıştırmalıkları küçük tabaklara koydum. bardak da yoktu, ama buldum. kahve dışında her şeyi hazırlayıp toplantı salonuna bıraktım. yavaş yavaş herkes geldi. ben sigaraya çıktım. geri döndüğümde, kimse bir şey almamıştı. bunlardan alabilirsiniz, dedim. almadılar. sonra sıska, cılız, çelimsiz bir kız geldi, bir tane aldı. bundan da al, dedim. “yok, onu sevmiyorum.. ama alayım” dedi. bu keşkelerden de al, bak burada ‘ah’ var, onu da al, dedim. anlamadı, ama ben güldüm, sonra ona da bulaştı.. kahveler geldi. konumuz uzun arkadaşlar, dedim ve kendimi tanıttım. şimdi herkes kendini tanıtsın, deyip en soldaki kişiye dönerek elimle söz verdim. “ben mehmet, pamukkale üni..” derken, hoş geldin mehmet, dedim. devam etti. herkes konuşurken aynı şeyi yaptım. kadınlar “hoş bulduk” diyerek devam etti, erkekler biraz bocaladı. sonra toplantı başladı. herkesin özgürce konuşabileceğini söyledim. doğru yanlış ayrımı yapmayacağımı, bazı noktalarda münazaraya döneceğimizi belirttim. herkese kağıt kalem dağıttım, swot analiziyle başladık.. sonra ‘insan neyle yaşar?’ dedim. tolstoy’un bu kitabını okuyan olup olmadığını sordum. kimse okumamıştı. şanslıydım. mikail’in öğrendiği üç şeye değindim.. ‘sizi gerçekten ne motive eder?’ diye sordum. cevaplar geldi. tartıştık. en çok sevdiğim soruyu sordum: ‘hedef mi sizi belirlemeli, yoksa siz mi hedefi?’
uzunca konuştuk. “hedefi olmayan başarıya ulaşamaz” fikri öne çıktı. ben de dedim ki: tarkan bu yola mega star olmak için mi çıktı, yoksa bu kariyer onun üzerine mi yapıştı?
sessizlik.. düşünceler..
o boşlukta, neyi başarmak sizi gerçekten tanımlar, dedim, ona sonra döneceğiz ve ekledim: amaca göre değil, kimliğe göre yaşamak gerekir, şu cümleyi de söyledim: ‘başarı istedim, ama tanımı bana ait değildi’, örnek verdim: bir adam var, yıllarca ‘yönetici’ olma hedefiyle yaşıyor. bir gün oluyor. iki ay sonra fark ediyor ki aslında o adam, liderlik değil, özgürlük istiyormuş.. herkes biraz daha yaklaştı. birinin not defteri açıldı, biri ilk kez kahve aldı. bir diğeri atıştırmalıklara uzandı. salonda hafif bir uğultu oldu, ama içimdeki sessizlik dağılmamıştı. belki de bir şeyleri harekete geçirmiştim. belki de bu kez sistemin içinde debelenmek yerine birkaç kişiyi kıyısından kıyısından kendine döndürmüştüm.. motivasyon konuşmaları geçer, ama bir kararla hayat değişir.
“gerçek şu ki, çoğumuzun hedefleri kendi hedefi bile değil. başkalarının alkışladığı şeyleri arzuluyoruz. motive olmak için önce kendine dürüst olmak gerekiyor. hedef doğru mu, yoksa sadece alışkanlık mı?”
o da bir şey.. bugün böyleydi işte. deadline’ı kaçırdım ve evdeyim, kahve yaptım ve beynimi resetlemek için bunu yazdım. zaten çoğu yer sunumdan, silmeden önce bir yerlere bırakayım dedim.
siz de güçlü ve zayıf yönlerinizi bir kenara yazın, bir gün baktığınızda kendinizdeki değişimleri görürsünüz.