bir insanı tanımak: kendini görevlerle tanımlayan biri
yaşamak. sabah uyanmak, kahve yapmak, diş fırçalamak. telefon bildirimlerine bakmak, içlerinden en az toksik olanı seçip “bugün de bir şeyler yapmalıyım” demek. sonra bir liste açmak. iş listesi ve yapılacaklar listesi. markete git, çamaşır yıka, faturaları yatır, spora başla, mail at, dolabı düzenle, hayata dair bir şeyler öğren, üret, görünür ol, hikayene bir şeyler kat.. kat, kat, kat. sadece yaşamak yetmiyor, ama şanslıyım ki bugün en uzun gündüz. en sevdiğim dört günden biri.. ama yetişmez. bugün kendime yemek bile yapmadım. buzdolabını açıp göz gezdirdim. “akşam ne yesem?” diye düşündüm, ama düşünce sadece havada asılı kaldı. bir cevap gelmedi; çünkü akşam yemeği yemek bile, yapılacak bir görev gibi görünüyordu.. yani yemek yemek bile yaşamanın içinde bir madde olmuştu. hayat, sürekli bir yapılacaklar listesine dönüşmüş gibi.. ben yaşadığımı bu listeye ne kadar çok madde eklersem, o kadar fazla hissediyorum sandım, ama yaşamak bu değil. alfred adler der ki: “bir insanın yaşam biç...