bir veda: insanlar değil, ihtimaller ölür
dün gece gittik. ne garip başlangıç cümlesi oldu böyle de.. neyse. sanki dün gece aynı masadan kalktık da birimiz eve, birimiz başka bir eve gitmişiz gibi. öyle olmadı. dün gece kafamın içinde yaşayan kadın öldü. en son bana gülümsedi.. ben yine inandım. galiba en büyük aptallığım buydu: bir insanın gülümsemesini nevi şahsına münhasır zannetmek.. oysa insan bazen sadece gülümsüyor işte. hepsi bu.. sen buradan sonrasını hiç bilmiyorsun.. salona gittim. kimseyi aramadım. kimseye anlatmamaya yemin ettim; çünkü bazı ayrılıklar anlatılınca küçülüyor. ben bunu küçültmek istemedim. bir ara koltuğa uzandım. lanet olası tavana baktım. fark ettim ki insan hüzünlü iken tavanın deseni bile değişiyor.. neyse. sabah oldu. işe geldim. kahve aldım. günaydın dedim. yine gülümsedim. hatta var ya, insanlar da gülümsedi. hem kimse anlamadı, hem de herkes suçlar gibi bana baktı. oysa bazı cenazelere sadece bir kişi katılıyor. ben bugün içimdeki bir kadını toprağa verdim.. şimdi masamdayım. ekran açık....