bir çocuk: terk edilen şehirlerde kaybolan bir umut hikâyesi
ne zaman travmalarım uyanıp içimdeki çocuk ağlamaya başlasa bir şehir sustu. her seferinde bir bavul topladım, çoğu zaman içine hiçbir şey koymadan. sadece geçmişi dışarda bırakmak için, sadece nefes alabilmek için. insan bazı şehirleri yaşamak için değil ölmemek için terk eder.. bazen bir ses yetti: bir korna, bir zil sesi, bir eski şarkı.. bazen bir kadının saçını savuruşu.. bazen bir vitrindeki gömlek.. anladım ki geçmiş her şeyin altına sızıyor ya da üzerine siniyor ve içindeki kurumuş gölü tekrar taşırıyor. işte o an bacaklarımda garip bir ağırlık, midemde boş bir sancı, ellerimde sinirli bir titreme olur, kaçmak isterim; çünkü bu bir kurtuluş değil, bu bir terk ve her defasında aynı ritüel: telefon sessizde, gözler yorgun, dışarda gece, içimde daha da karanlık bir gece. şimdi yine o hissin içindeyim. bu gece terk edeceğim bu şehri.. balkonumda son sigaramı içeceğim, kahveyi yarıda bırakacağım; çünkü bu şehirde tamamlanan hiçbir şey olmadı. hep yarım kaldı insanlar, cümleler, veda...