bir rastlantı: anılar ve kahve kokusu arasında
antihistaminlerimi aldım ve kendimi kahve içmeye çıkardım.
insanları izlerken, çok uzaklarda gördüğüm ve benim olduğum tarafa doğru gelen birini eski sevgilime benzettim.
şimdi diyeceksiniz ki, “he, koskoca şehirde, senin kendini kahve içmeye çıkardığın masturdate’inde, senin bulunduğun kahvecinin önünden, senin yıllar önceki sevgilin geçecek..”
hatırlar mısınız, beni bulur demiştim: bir taş
kolay anlamanız için bir şey söyleyeyim: koskoca şehirde, yüzlerce kahvecinin içinde, kendimi kahve içmeye çıkardığım bu saatte, söylediğim kahve için onlarca kahve fincanının içinden seçilen bardakta ruj izi var..
beni bulur.
neyse, bu kadın o kişi değil tabii.
ikinci bardakta ruj izi yok.
nasıl bağladım ama..
bu dediğim kadınla 23 yaşındayken aynı evde yaşıyorduk. mühendislik o kadar tatlı gelmişti ki, ikinci üniversitenin dibine vurmuştum. kendisi de uluslararası ticaret gibi, dış ticaret gibi ya da ikisinin birleşimi bir bölümdeydi.
her gün aynı evin içinde olmamıza rağmen beni aldatmayı başarabildiği için ona özgürlük hediye etmiştim.
yazılarımı karamsar bulanlar için alın size bir olumlama örneği..
diyeceğim şeyi unuttum çünkü bir mesaj geldi:
bu kadın başımın belası. hiç öyle “tatlı bela” falan da değil.
açık alan bir kafede otururken arkadaşlarıyla gördüğüm bu kadınla bir hafta sonra tanıştık. arkadaş olabileceğimi düşündüm fakat bela oldu.
hatırladım:
öğrencilik yılları ne kadar güzeldi, diyecektim.
öğrencisin, türkiye’de yaşıyorsun, haliyle paran yok. yapılamayacak bir sürü imkansızlık içinde bir şeyler yapıyorsun.. belki de o günleri değerli yapan o gibi şeylerdi.
pazara gidiyorduk, güzel yemekler yapıyorduk. buzdolabımızda malt biralarımız ve şaraplarımız olurdu. camel white sigara içiyorduk, içilebilir en ucuz oydu çünkü. o zamanlar 7 lira gibi bir şeydi.
şimdi bakıyorum da.. neyimize güvenmişiz, onu çok merak ediyorum.
her neyse. yarın kitapçıya gideceğim.
hani şu yazımda merak ettiğim, tanışmak istediğim kitapçı: bir keder
alacağım kitap: kırmızı pazartesi, gabriel garcía.
yan masaya üç kişi geldi, sesleri iç sesimi bastırdığı için rahatsız oldum.
o yüzden eve gideceğim, çamaşır yıkarım.
çocuklar da şunlar deyip fotoğraflarını çekmem yok mu..
