bir çiçek: en kırık dal bile baharı hatırlar

günaydın. sabah perdeyi açınca güneş içeri girdi. sabah rutinim benim bu, uyanınca beş on dakika maviliği hissetmek, en azından kahve olana kadar. işte gerçek alarm böyle kurulur, biyolojik alarm bunun adı, kendine uyandığını belli etmek falan.. yakında bilim açıklar. ben deyince değersiz, 144 IQ biriyim oysa.. gökyüzüyle bir süre birbirimize baktık öyle. ikimiz de yeterli değildik. güneş bir insanın yokluğunu dolduramıyormuş. ben de bunu dolduramıyormuşum. yine de 3-2 berabere kaldık. adaletsizlik yapmak istemedim ama mızmız yanım yine baskın.. neyse. kahveyi koydum. demlenmesini beklerken aklıma yine aynı şey geldi. insan en çok kimi özlediğini düşünmeden edemiyor, kimin yanında kendisi olabildiğini özlüyor filan falan.. işte belki o yüzden bazı sabahlar kahve acı oluyor. şeker eksik olduğundan değil, azaltma bırak artık dediklerim olmamıştı başka. bu da bir ses eksik olduğundan.. camı açtım. uzun uzun gökyüzüne baktım. sanki semadan inecek bir yağmur, yalnızca toprağı değil içimde uzun zamandır kuruyan bir yeri de sulayacakmış gibi. gelmedi. olsun. beklemek de bazen dua etmenin başka biçimi.. telefonu elime aldım, notları açtım. yazmak devadır diyorlar. doğru; çünkü bazı yaralar konuşmaz, ama cümle olunca daha az kanar. bir zamanlar birine baktığımda dünyanın bütün mavileri biraz daha yakın görünürdü. şimdi aynı gökyüzüne bakıyorum, mavi yine aynı, ama insanın içindeki ufuk bir kişi eksilince kilometrelerce geriye çekiliyormuş.. herkes sanıyor ki özlemek birinin gitmesinden sonra başlıyor. yanlış. özlemek bazen daha gitmeden yerleşiyor insanın içine. evin en güzel odasını seçiyor falan.. neyse..

birazdan işe gideceğim. insanlarla konuşacağım. güleceğim. kahve içeceğim. hayatın normal görünmesini sağlayan bütün küçük görevleri eksiksiz yerine getireceğim. yine kimse anlamayacak. yıkılmayı bile sessizce öğreniyorum bahar aylarından beri.. ama yine de içimde küçücük bir yer inatla yaşamaya devam ediyor. hâlâ bir gün kırık bir çiçeğin yeniden açabileceğine, kuraklığın bir yağmurla bitebileceğine ve insanın ne kadar geç kalmış olursa olsun yeniden umut edebileceğine inanıyorum.

o küçücük yere güvenerek..

günaydın.