bir hayat: çözemedik, ama yaşadık

kahvemi yaptım, oturdum. birazdan ofise geçeceğim. şimdilik hiçbir yere gitmiyorum. bence sabahın en güzel tarafı bu. daha kimse senden bir şey istememiş oluyor. telefon çalmamış, biri "müsait misiniz" dememiş, kimse senden bir şey rica etmemiş.. dünya henüz sana ulaşamamış oluyor. kahvem güzel. bunu da bir başarı sayıyorum artık. insanın hayattan beklentileri yaş aldıkça bayağı küçülüyor ha.. eskiden ne istiyordum bilmiyorum. şimdi kahvem güzel olsun, internet çalışsın, kimse saçma bir şey söylemesin, sevdiğim insanlar iyi olsun, yeter. daha ne.. hatta internet olmasa da olur. sevdiğim insanlar iyi olsun yeter, ama internet de olsun tabii.. o kadar da romantik değiliz. bazen sabahları kendimi dünyanın en mantıklı insanı sanıyorum. sonra kahveyi masaya koyup on dakika boyunca hiçbir şey yapmadan fincana bakıyorum. o zaman anlıyorum ki yok, ben de diğerleri gibiyim. hepimizin kafasında aynı anda on tane hayat dönüyor. birini düşünüyoruz, sonra faturaları, sonra çocukluğu, sonra öğlen ne yiyeceğimizi, sonra bir şarkıyı, sonra hiçbirini düşünmemeye çalışıyoruz. olmuyor. ben mesela şu an ofiste ne yapacağımı düşünüyorum, sonra neden düşündüğümü düşünüyorum.. sonra ofise gitmek istemediğimi düşünüyorum.. sonra gitmem gerektiğini.. sonra aslında gitmenin o kadar da kötü olmadığını.. sonra ikinci kahvem bitiyor. bütün felsefe dağılıyor. insanın zihni de biraz böyle çalışıyor işte. çok ciddi bir mesele düşünürken bir anda "evde ekmek var mı?" diye soruyor kendine. var mı? yok. güzel. onu da alırım. bir insanın hayatı büyük kararlarla değil, küçük eksiklerle ilerliyor bazen, aksilikler yazacaktım, klavyem sağolsun 'eksikler' olarak çevirdi, neyse.. ekmek eksik. kahve bitmiş. çamaşır makinesi çalışacak. 8 saat zaman gecikmesiyle onu başlattım.. ofise gidilecek. birine cevap verilecek, günaydın'lar falan.. birini özleyeceksin sonra.. bir şeyden vazgeçeceksin.. sonra akşam olacak ve bütün bunların arasında kimse fark etmeyecek, ama sen yine yaşamış olacaksın. en azından çamaşırlar yakınmış olacak. neyse. kahvemi bitiriyorum. birazdan ofise geçeceğim. muhtemelen yine bir sürü şey düşüneceğim. muhtemelen hiçbirini çözemeyeceğim. olsun. her şeyi çözmek zorunda değiliz zaten. bazı sabahlar sadece kahveni içip "bugün de bakalım ne olacak" demek yetiyor. günaydın.