bir iyi akşamlar: yemek, kahve, sonra da hiçbir şey
iyi akşamlar. bugün yine öyle bir gündü işte, insanın "ne yaptım ki bugün" diye sorduğunda cevap veremediği türden.. yemek yedim, gerçekten yedim, kaşıkla, boğazımdan geçirerek, bir insan gibi. sonra kahve yaptım. kahveyi yaparken şu an neden hâlâ aynı fincanı kullanıyorum diye düşündüm, kırılmadı da ondan herhalde, bazı şeyler sırf kırılmadıkları için hayatımızda kalıyorlar, insanlar gibi değil. bu dediğime güldüm bardağa anlam yükleyen kadın, okuyorsan af edersin.. neyse. hep aynı şeyler diyorum ya, biliyorum, sen de biliyorsun; ben de biliyorum.. ama bugün fark ettim ki "hep aynı şeyler" dediğimiz o cümlenin içine bak, kaç kere söylüyoruz, hiç sıkılmadan, sanki her seferinde yeni bir şeymiş gibi şikayet ediyoruz aynılıktan.. belki de asıl mucize bu, insanın her akşam aynı yorgunlukla oturup "yine mi" diyebilmesi. yenilenen bir şey varsa o da bu "yine mi" hâli.. karmaşık oldu bu, yazarken ne diyordum dedim duraksayıp.. sen de af edersin sayın okuyan.. kahve soğudu bu arada, ben yazarken. hep böyle oluyor, bir şeyi sıcak tutmaya çalışırken elimden kayıp gidiyor, sonra "olsun" diyorum, soğuk da içiliyor zaten, tadı değişiyor sadece, bitmiyor.. neyse. bu akşam kimseye bir şey ispatlamıyorum, kimseyi özlediğimi de söylemiyorum artık, sonra anomimden soru geliyor.. sadece yemek yiyip kahve yapan biriyim, bu kadar.. ama bil diye söylüyorum: bazı akşamlar tam da bu kadarlık olduğu için güzel oluyor. abartısız, ödevsiz, görevsiz, sadece bir fincan ve.. neyse..
iyi akşamlar, nerede olursan ol.. burayı ezbere biliyorsun, ama uğruyor musun inan bilmiyorum artık..