bir kahve: bir kahve daha
bugün denizli'ye geldim. onu özlemedim. özlemedim yani. bir kadını özlememişim diye denizli'ye gelince fark edecek değilim herhalde.. zaten insan bir kadını özleyince gidip şehre kızmıyor, kadını özlüyor. ben kadını özlemedim. bunu baştan söyleyelim. özlemedim. gün içinde aklıma geldi mi? geldi, ama bu özlemek değil. hatta istanbuldaki iş arkadaşlarım aradı, konuştuk, o an aklıma geldi. insanın aklına insanlar gelir. ben mesela bugün onu düşündüm, sonra başka bir şey düşündüm. sonra yine onu düşündüm. sonra yine başka bir şey düşündüm. bu kadar. özlem yok. özellikle yok. hatta o kadar yok ki, bütün gün bunu düşünüyorum. "özlemedim." ne güzel cümle ya. kısa. net. üzerinde tartışılacak hiçbir şey yok. özlemedim. bitti. sonra evime geldim. her yer toz. benim alerjim var. eşyaları bıraktım. biraz oturdum. evin içinde dolaştım. her şey yerli yerindeydi. ben de yerli yerimdeydim. hiçbir şey değişmemişti. o da yoktu, ama bu da bir şey ifade etmiyor. zaten yoktu. olmaması gereken yerde değildi, sadece yoktu. ben de bunu gayet normal karşıladım. sonra kahve yapmak geldi içimden. iyi ki istanbul'da pintilik yapıp getirdim. kahveyi yaptım. fincanı elime aldım. bir yudum içtim. "özlemişim bu kahveyi" dedim. çok normal. kahveyi özleyebilirsin. insan kahve özler. özellikle memleketine gelince kendi yaptığın kahvenin tadını özlemiş olabilirsin. bunda ne var? hiçbir şey yok. kahveyi özledim. kadını değil. kahveyi. sonra bir yudum daha aldım. aklıma o geldi. hemen düzelttim. yok, kahve yüzünden geldi. kahve burada çünkü.. ev burada çünkü.. denizli burada.. ben buradayım..o da bir zamanlar buradaydı, tam da burada işte yazdığm yerde. mesele bu. özlem değil. sadece bazı şeylerin bazı insanları çağırması falan. bu da özlemek sayılmaz, susun. bence sayılmaz çünkü. sayılmamalı vb vs.. çünkü özlemek başka bir şey. özlemek böyle insanın içine oturan, bir şeyi yerinden kaldıran bir şey. bende öyle bir şey yok. gayet iyiyim. kahvemi içiyorum. hatta güzel olmuş. bayaa güzel olmuş. bir daha yaparım. belki yarın da yaparım. hem blogumu kapattım sanmıştır bakmaz artık. kapattım çünkü.. ama özlemedim. hayır. sadece onun hâlâ onu sevdiğini hatırladım. insan sevdiği birinin neyi sevdiğini hatırlar. hafıza bu. özlem değil. sonra onun yerine, neyse bu cümle olmadı.. onu hatırladım. sonra acaba nasıl baktığını falan. sonra bir şey anlatırken cümlenin ortasında nasıl durup düşündüğünü sonra.. sonra gülerken yüzünün aldığı o hali.. sonra.. neyse. özlemiyorum. sadece hatırlıyorum. ikisi farklı şeyler. çok farklı. hatta birbirinin tam tersi bile olabilir.. burada salak gibi yüzümü güldürdüm kendimin.. ben bugün onu özlemedim. sadece eve geldim. kahve yaptım. kahve güzeldi. kahveyi özlemişim. kadını değil. kahveyi. bunu böyle bırakalım.. başa sarıyor çünkü; çünkü insan bazen bir şeyi çok özlediğinde onun yerine başka bir şeyi özlediğini söyleyerek kendini kandırabiliyor. ben de bugün kahveyi özlemişim. evet. kesinlikle kahveyi. başka hiçbir şeyi değil. ne güzel kahve. iyi ki kahve. en çok kahve. hep kahve. daha ne olsun.