bir.. tek kişilik sabah: kahve iki kişilikti aslında

günaydın, ofisteyim, kahvemi yaptım, burada da köşemi buldum işte, o küçük masayı, o tek pencereyi, oturdum ve yazmaya başladım; çünkü bazı sabahlar öyle bir şey ister insandan, otur ve yaz der, ben de dinliyorum o sesi.. sen olsaydın bu kahveyi beraber içerdik, ben kendime yaptığım gibi sana da yapardım, yoğunluğunu tam istediğin gibi ayarlardım, hangi fincanı sevdiğini ezbere bilirdim, o çatlak kenarlı olanı belki. sen olsaydın, sabah bu kadar erken kalkmazdım belki ya da kalkardım, ama yanımda biri olduğunu bilerek kalkmak başka bir şeymiş gibi gelirdi, yatağın diğer tarafı havanın sıcaklığıyla ısınmazdı belki, bir de ben olsaydım.. bu şehir bana yabancı değil biliyorsun, yeni bir iş, yeni bir masa, yeni yüzler, ama sen olsaydın hiçbiri bu kadar yabancı gelmezdi, fakat tanıdık bir el tutsa insanın elini, en yabancı şehir bile bir köşesinde ev gibi bir yer bulurdu kendine.. hem sen olsaydın bu köşeyi ikimiz için bulurdum, tek kişilik değil, iki fincanlık bir köşe olurdu, ben yazarken sen susardın belki ya da sen konuşurken ben susardım, önemli değil kim sustu kim konuştu, önemli olan ikimizin de orada olması.. belki de sabahları mesaj atardım sana işe giderken, günaydın derdim, sadece bu. uzatmazdım; çünkü bazen bir kelime her şeyi taşır, sen de bilirdin bunu, cevap vermesen bile bilirdim okuduğunu.. öğlen ne yediğimi sorardın, ben de "bilmiyorum daha" derdim, sen "ye bir şeyler" derdin, ben de yerdim, sırf sen dedin diye; çünkü bazı sözler emir değil de bir tür sevgi biçimidir, öyle duyardım ben onu.. akşam olunca anlatırdım gün nasıl geçti diye, sıkıcı bile olsa dinlerdin ya da dinlermiş gibi yapardın, ikisi de aynı kapıya çıkardı benim için; çünkü önemli olan anlatacak birinin olmasıydı, dinleyip dinlememen değil.. ama sen yoksun, bu köşede tek başımayım, kahve tek fincan, masa tek sandalyeli, yine de yazıyorum işte; çünkü yazmak bazen beklemenin bir başka adı oluyor, belki bir gün, belki bu şehirde, belki başka bir köşede.. günaydın demek istedim sadece, kime bilmiyorum, belki kimseye, belki herkese, belki bir gün okuyacak birine. günaydın. bugün de dayanacağız işte, kahve bitince kalkacağım, iş başlayacak, hayat devam edecek, her zaman ettiği gibi. bunu bir tek sana anlatamadım.